Yeni bir yılın ilk günü.
İçimde bir yaratım arzusu ile geçirdiğim sakin bir gün.
Yaratım süreci başka yaratımlardan başlıyor benim için.
Bazen sen... Bu sefer bir film...
bi' küçük Eylül meselesi
İnsan toplumsallaştıkça kendini ötekilerin gözünden tanımlamaya alışıyor. Bu alışkanlık ise özbenliğini toplumun sana yüklediği benliğinle kamufle etmene yol açıyor. Tercihlerinin daima sana yakışması zorunluluğu ile yaşıyorsun. Birşeyin sana yakışması, seni mutlu etmesinin bile önüne geçiyor.
Eylül, çevresinde büyük ilgi gören, şimdilerde pek çoğumuzun dikkat ettiği gibi kötü resim vermemeye özen gösteren, içtenlik yerine gurur, hayranlık yerine ise özgüveni koyan bir kız. Büyük bir şehirde, şanslı bir yaşamı var. Bedeli ise esaret.
Tek(in) ise küçük bir sahil kasabası dediğimiz türden bir yerde ıssızlığı seçmiş bir adam. Biraz safça. Çizdiği karikatürlerle yaşıyor. Aslında gizliden bir ünlü ama bunun onun için bir anlamı yok.
Günümüzde kutuplar da öyle çok çeşitlendi ki... Herkes en güçlünün peşinde. Güç; ulaşılmazlık demek. Woody Allen'ın sevdiğim sözlerinden birinde dediği gibi: "Beni kabul edecek bir kulübe neden üye olmak isteyeyim ki?" Çünkü hepimiz kendimizi bir üst noktaya taşıyacak seçimler peşindeyiz. Belki de kendimizdeki eksikleri yanımıza ekleyeceğimiz kişi(ler) ile kapatmaya çalışıyoruz. Özgüvenlerimiz öylesine hırpalanmış ki bunu başkaları üzerinden tamir etmeye çalışıyoruz. Bazen de öyle çok özgüven pompalanmış ki korumamız gereken tahtlarımız olduğuna inanmışız. Her halukarda, kendimize asıl sormamız gereken tek sorudan ışık yılı kadar uzaklaşmışız.
Bizi neyin mutlu ettiği bir bilinmezlik. Tüm reklamlar güya bu soruyu yanıtlıyor. Paralarımızı bu uğurda harcıyoruz. Aslında bunun için çalışıyoruz ama çalışmamız varolmamızı sağlamaktan öteye geçemiyor. Bu şekilde ancak kabul görebiliyoruz ama neyi ürettiğimiz için değil neyi üretiyor gibi yaptığımız için kabul görüyoruz. Cümlelerimiz "ben" ile başlıyor. Herkesde bu cümlelerden bolca var. Olmayanlar da kendini sorgulamaktan bir süre sonra üretkenliğini kaybediyor ve eleniyor. Bu sayede sonunda mutlu olabileceği şeyi yapma şansı bulduğuna bile sevinemiyor çünkü toplumun üstüne yapıştırdığı bir başarısızlıkla savaşmak zorunda kalıyor.
Sanırım bu yılın benim için getireceği en önemli karar, kendime koyduğum sınırları kaldırmak olacak.
Olasılıklara açık olacağım ve en çok kendimle iletişimde olacağım bir yıl olsun 2015.

Yorumlar