Hayatta hiçbir şeyi protesto etmeyenlerin, nam-ı diğer pogocuların kanalına hoş geldiniz!

Benim gibi çocuk halini başka biri sananlar orada mı?

Ben tek olamam, değil mi? 

Tek yaşam içinde sayısız yaşamcılar..? 

En sevdiğiniz yaşamı hatırlayınız.

Ben hatırlıyorum.

Şimdi, bir Günday & Saylak yapımı beni kendime getirdi.

Getirmesi gerekirdi. 

O da ticaretin kisvesi.

Olsundu. 

Hoş gelsindi. 

Şimdi, lise eteğiyle Karga Berk'in n'apıyorsun kız sen dediği Nihan'a, Rexx'in yanı, Fen Bilimleri Merkezi Dershane'si, şimdilerde Burger King olan, çatısında kırmızı Converse'lerini kaldırıma sarkıtan, bir yandan avaz avaz bağıran Nihan'a gidelim. 

Arka Oda'da Erol'un tepsi çevirmeyi öğrettiği, asla öğretemediği...

Rexx önünde Uğur Project, Emre, Wampster, doğru mu hatırlıyorum bilmiyorum, hepsiyle boy gösterisi yaptığımız, Superstar'ın Sakarya'dan gelip Limp Bizkit'i son ses açtığı, Teacher's Pub'da demlenip, güzel barmaid Güneş ve yakışıklı sevgilisi saf Cemil ile takıldığımız... 

Sonra üniversite... Burada bir Eskişehir es'i verip, hızla döndüğümüzde başka bir İstanbul'a açıldığımız...

Ama öncesinde, orayı hızlı geçtik, geri dönelim, İstiklal'deki börekçide 800TL (şimdiki 80 kuruş gibi) okuldan kaçıp pide yediğimiz, Pulp'a gidip kabine girerken ayıp olmasın diye çantamızı almadığımız ve satıcı çocuk tarafından güzelce soyulduğumuz güne gidelim.

Babamıza minibüsde çaldırmışım diye bir hikaye uydurup, soğuk suyumuzu içtiğimiz...

Alihan'la Guitar'da Peach dinlediğimiz, o enfes Pearl Jam cover'larına yükseldiğimiz...

Hiçbir uyuşturucu, hiçbir alkol çoklusu bile olmadan, pure seratonin salgıladığımız...

Sokaklarda öpüştüğümüz...

Sadece öpüştüğümüz.

Courtney'den nefret ettiğimiz ama çok dinlediğimiz. (Hala nefret ettiğimiz ama bayıldığımız)

Oradan Otto'lara...

Babylon'a.

Hiçbir şeyin şimdikinden bambaşka olduğu, her şeyin orijinal olduğu zamanlar. 

O yüzden şimdi Bomontiada bana ihanet gibi gelir. 

Gitmem. 

Kanyon'da Sosa'da makarnama 1-3-5 eşlemesi yapar, siyahi ekmeğini zeytinyağına banarım. 

Hala bir yerlerde o yerlere özgü şeyler kovalarım.

Belki bugünün de öyle anları vardır diye umarım.

Evden daralır, kendimi bulmaya çıkarım; tam olarak 18 saat sonra dönüp pişman olurum, bazen attığım mesajları okumamak için siler, saçmalamamın boyutuna göre kendimi tokatlayarak uyutmaya bile çalışırım. 

Nerdesiniz sizler? 

Benim gibiler?

Mutlaka ordasınız.

Artık biliyorum. 

İyi geceler. 


Yorumlar

Popüler Yayınlar