İnsan ne ile yaşar? L.N.T.

 'İnsan ne ile yaşar?' okumaya başlamadan evvel bana 'özsaygı', 'başka insanlar', 'sevgi' gibi yanıtları düşündürdü. Giderilmediği sürece ayıp sayılacak tür bir cehalet vardır. Herkesin bildiğini henüz bilmediğin tür bir cehalet. Hayatın boyunca bilmeden de yaşarsın ama bunu kendine saklamak istersin genelde. Ben bu tür cehaletten çok haz duyan biriyim. Yazarın ne demeye çalıştığını henüz anlamadan önceki tahmin haklarımı kullanmayı severim. Bir şekilde yazarın da böyle istediğine, bunu amaçladığına inanırım aslında. 

Tolstoy, bu soruyu başlığa taşımadan önce mi yoksa sonra mı yazmaya başlamıştı merak ederim. Genelde geleneksel akışı kabul ederim. ''Herhalde...'' derim, ''...en sonunda 'İnsan ne ile yaşar?' başlığında karar kıldıysa, demek ki hikaye bunun hakkında. Demek ki bize bunu sormak kaygısında.'' Geleneksel akış budur. 

Tolstoy'un düşüncesine göre insan ne ile yaşar bilmeden evvel, hiçbir fikrim dahi yokken, istemsizce ulvi yanıtlar vermeye çalışırım. İlk paragrafı okuduğumda ise artık yazanın vermemi istediği yanıtların etkisine girmiş olurum. İşin ilginci, ilk paragrafı okumuş biri ile tüm kitabı okumuş biri için yanıtlar bambaşka olsa bile yazar ilk paragrafta boşuna öyle başlamamıştır diye düşünürüm. Yani, okuyucu için her eser bir yolculuktur. Yazarın hususi olarak ve kasten tasarladığı bir yolculuk. 

Bu kitabı elime almadan önce ve ilk paragrafı okuduktan sonra Maslow'un piramidinin en üstünden en altına yönlenmiş olmam tesadüf değildir.

İnsan özsaygı, dostlar ve sevgi ile yaşamaz diye yanıtlar beni Tolstoy adeta. ''Aptal!'' der. ''İnsan barınak, ekmek ve kaftanla yaşar.''

Şimdi, biraz daha okuyayım. Kimbilir neler söyleyecek bana. Muhtemelen yolculuğum sona erdiğinde ne başıyla ne sonuyla ilgisi olmayacak. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar