“Can Sıkıntısı” Üzerine

 "...can sıkıntısı insanın kendine ve etrafındakilere uydurduğu bir yalandır. Sürekli bugün tuşuna basıp basıp çıkanlara bezgin gözlerle bakmak ve aslında aranılan şeyin o tuşun altından çıkamayacağını da içten içe bilmektir. ... Can sıkıntısı asla doğru insanlardan gelmeyen ilgidir. ..." 

Okumadığımız kitapları çantamızda taşıyor, sorulardan çok cevaplar arıyor, sıkıcı işlere gidiyor, zamanın dansını ağır çekim takip ediyor ve çocuklarımıza pencereden geçen arabaları saymasını öğütlüyoruz.

Vakit geçirmek öyle büyük problem ki... Vaktin desteksizce akıp gittiğini unutuyor ve sonsuz bir bekleme salonuna geçiyoruz. İnsanlara misyonlar yüklüyor, sihirli sandığımız ellere kendini imha eden mesajlar yolluyoruz ve tutmak istediğimiz ellere zarar veriyoruz ve yine canımızı sıkıyorlar. "Kurtuluş" için medet umduğumuz nesneler sonunda can sıkıntımızın objeleri oluyorlar ve böylece sürekli bir tüketme sürecine dalıyoruz.

İlişkisizlik ve samimiyetsizlik üzerine düşündüklerim can sıkıntısı ürünleridir. Can sıkıntısının yarattığı ilişkisizlik hali insanı kendinden başlayarak samimiyetsizleştirir ve inandığı yalanlar uydurmaya başlayan kişi sonunda çöken ilişiklik'lerinden hüsrana uğrar. Bu durum yine çok can sıkar.

Umursadığımız şeyler peşinden koştuklarımızdan farklılaşıyor ve yaşam bir "kendine işkence etme sanatı"na dönüşüyor. Ne denli kanarsak o denli iyileşeceğimize inanıp, çok kan kaybediyoruz. Gereksiz savaşların destanlarını doluyoruz dilimize ve huzur içinde yatıyoruz hobilerimizde.



Giriş paragrafı Radikal İki’den alıntılanmıştır.

Yorumlar

Popüler Yayınlar